Abant Gölü, çevresindeki milli parklara bağlı, etrafı geniş ormanlık ve piknik alanlarıyla dolu, Gölcük’ten kat kat büyük ve çevresinde bulunan işletmelere ev sahipliği yapan, ticarileşmiş bir mekan.

Gölcük ve Yedigöller’i gördükten sonra benim için biraz hayal kırıklığı oldu Abant. Görülecek ve yapılacak pek bir şey yoktu çevrede. Arabayla biraz etrafını turladık önce. Sonra göl kenarında orman manzaralı bir piknik alanında oturup biraz temiz hava alalım dedik.


Genelde ziyaretçileri piknik yapmak için gelmiş gibiydiler. Bizim gibi gezmeye gelen kişi sayısı üçü beşi geçmezdi anlayacağınız.

Aslında ben Abant’ı ilk olarak orman içinde konaklamak için yapılan konsept evleriyle duymuştum. Biraz araştırma yaptım o yüzden internetten. Tam istediğim tarzda bir yer buldum. Abant Yeşil Ev Restorant ve Masal Evleri.

Ormanın içinde, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalını konsept alarak yapılmış, her biri farklı bir hayal dünyasıyla süslenmiş yedi cücelerin evleri vardı. Ama gel gör ki zaman sıkıntımız vardı ve orada konaklayacak vaktimiz yoktu. 😞 Kısmet işte. Başka sefere...


Piknik alanında bir saate yakın oturduk sanırım. Çekirdek çitleye çitleye sohbet ettik biraz. Furkan’ın uyanmasını bekledik. Uyanınca da yeniden yollara döküldük.


Sevgiler!
@mrsgoksin

Zorlu yolların ardında, etrafı dağlarla çevrelenmiş yedi güzel göl varmış...

Bu göllerin adları: Derin Göl, Büyük Göl, Nazlı Göl, Sazlı Göl, İnce Göl, Serin Göl ve Küçük Gölmüş. 🛶

Oraya gitmek isteyenler dağların arasında kıvrılan yollarda, biraz meşakkatli bir yolculuk geçirdikten sonra ‘yeryüzündeki cennet’ denilen bu yedi güzel göle ulaşırlarmış.


Her gölün çevresi ormanlık alanlarla kaplanmış, seyir terası şeklinde yapılan ahşap iskelelerle bu güzellikleri yakından görmek ve o monotonlaşmış hayata küçük bir mola vermek isteyenlere, şehrin seslerinden uzak, yerin, göğün ağaçlarla süslendiği, dünyanın en güzel melodisinin kulaklara çalındığı, mis gibi temiz havayı içine doyasıya çekebileceği enfes bir deneyim sunarmış.


Bir gün masalımızın kahramanları 4 aylık bebekleriyle beraber bu yedi gölü görmeye karar vermişler.
Eşyalarını toplayıp koyuluvermişler yola.

Sonra ne mi olmuş? Gelin anlatayım. 🤦🏻‍♀️


Yedi Göller yoluna girer girmez hemen ağlamaya başlamış minik Furkiş. Kıvrılıp giden yollar ve inişli-çıkışlı tümsekleriyle zıp zıp zıplayan araba öyle tedirgin etmiş ki onu yol boyunca neredeyse hiç susmadan çığlık çığlığa ağlamış. Arabayı durdurmak zorunda kalmışlar hep. Minik Furkiş arabadan inince sakinleşiyor ama yeniden yola çıkınca da hırçınlığına devam ediyormuş. 😞

Uzayıp giden yol, düşen enerjiler yine de engel olamamış onlara. Zoru başarıp Yedigöller’e varmışlar sonunda.💁🏻‍♀️


Küçük bir masal tadında oldu bu sefer yazının başlangıcı. 😊  İnanın Furkan doğduğundan beri ‘Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını farkedemiyorum artık.’🙈

Yedigöller Milli Parkı

Doğa aşığı, kampçısı, fotoğrafçısı, mangalcısı ve bizim gibi meraklısı ile yoğun bir ziyaretçi akınına uğrayan Yedigöller Milli Parkı yeşilin binbir tonuna bürünmüş o eşsiz manzarasıyla ilk anda büyülemeyi başardı bizi.


Furkan’nın huzursuz olması ve vaktimizin az olması sebebiyle sadece 3 gölü gezme şansımız oldu ne yazık ki. Olaya iyi tarafından bakıp ‘Yeniden gidip görmek için bence güzel bir bahane.😀’ diye düşünüp Derin Göl’ün yolunu tuttuk.😊

Derin Göl


Arabamızı park ettiğimiz yerin hemen ön tarafında bulunan Derin Göl, kampçıların kurduğu çadırlarla doluydu.

Göle bakmak için biraz daha yakınlaşıp iskelesine çıktık önce. Ağaçların rengi suya karışmıştı sanki. Önüm, arkam, sağım, solum yeşil! 🍃 Uzun uzun izledik, bol bol fotoğraf çekildik.


Gölün çevresinde farklı bitki ve ağaç çeşitleri de mevcuttu. Bunlardan en çok ilgimi çeken Alnus Glutinosa yani Kızılağaç’tı. Boyu 20-30 metreye ulaşan, ince ve narin bir yapısı vardı.

Derin Göl’ü gördükten sonra vakit kaybetmeden yolun karşısına geçip, bir derecik ile Derin Göl’e bağlı olan Büyük Göl’e doğru ilerledik.

Büyük Göl


Işık yansımalarıyla parıldayan ağaçların yaprakları, bir aynaya yansıtır gibi yansıtmış güzelliklerini gölün üzerine. Göl tek kelime ile şahane! Yeşilin daha önce hiç görmediğim o tonu, bakmaktan gözümü alamadığım manzarası, hele bir de seyir terasına çıktın mı... Oradan hiç gitmek istemeyeceksin. 😉

Serin Göl



En çok kalabalığı burada gördük sanırım. Gölün kenarına yapılan oturma alanları piknik sevenlerle dolup taşıyordu. Sahi piknik yapmak için daha güzel bir yer mi vardı? Mis gibi mangal kokuları eşliğinde bu harika manzaraya da doyasıya bakıp bir kaç fotoğraf çektikten sonra yeniden düştük yollara. Devamı bir sonraki yazıda.😉

Sevgiler!
@mrsgoksin 

Her tatile çıkışımızda bir ayağımız mutlaka Karadeniz’e değmeli diye düşünüp bu sefer de Karadeniz’i batıdan keşfetmeye karar vermiştik.

Hep yol üstü geçip gittiğimiz ve hiç gezecek fırsat bulamadığımız Batı Karadeniz’in küçük ama sevimli ili Bolu, milli parkları ve harika doğasıyla bizi kendisine hayran bırakmayı başardı.😊

Yeşilin bin bir tonuyla dönen başımız, doğanın o harika melodisiyle birleşince Gölcük’ten, Abant’a ordan da Yedigöller’e kadar uzanan tatlı bir yolculuğa doğru bırakıverdik kendimizi...🛣

Bir çok bitki çeşidini içinde bulunduran, Türkiye’nin belki de en zengin bitki örtüsünü bizim gibi ziyaretçilerine sunan bu harika yerlerden ilk durağımız Gölcük Tabiat Parkı’ydı.🍀🍃🌳

Gölcük Tabiat Parkı

El değmemiş doğası, gölün rengi, nilüferlerin üstünde gezinip şarkı söyleyen kurbağaları 🐸 mis gibi havasıyla Gölcük, gerçekten nefes kesiciydi.🍃

Gölün etrafında tam tur dönebilmemiz için yapılan patika yol çok güzel düşünülmüş bence. Doğa ile iç içe olmak, temiz havayı doyasıya solumak hele ki sevdiklerin yanındaysa işte o zaman daha da güzel bir anlam kazanıyor her şey.♥️


Yürüyüş yaparken en çok dikkatimi çeken şey gölün karşı kıyısında görünen evin kime ait olduğuydu. Burayı gezip gören herkese ‘Bu evde ben otursaydım keşke’ dedirten bu ev, şimdiye kadar gördüğüm en güzel manzaraya sahip ev diyebilirim.🏡


Başta otel ya da pansiyon tarzı bir yer diye düşündüm. Hatta orda bi gece konaklayıp sabah o manzaraya karşı uyandığımı hayal ettim. Tabi hayaller, hayatlar diye bir gerçek var ki hiç sormayın. 🤦🏻‍♀️ Sonradan öğrendim oranın Orman Bakanlığı’nın misafirhanesi olduğunu.😞
Neyse, hayali bile güzeldi bence.😊


Doğayla iç içe olmak, farklı yerler görmek bizim olduğu kadar ailemizin yeni üyesinin de pek hoşuna gitti. İlgiyle etrafa bakınan, minik gözlerini kocaman açıp gördüklerini anlamlandırmaya çalışan minik Furkiş’in de keyfi gayet yerindeydi. 👶🏻


Yürüyüşümüzü yarım saatte tamamlayıp heyecanla sıradaki rotamıza doğru yola çıktık.

Nereye mi?

O da bir sonraki yazıya.

Sevgiler!
@mrsgoksin

Gözlerinizi kapatın ve ters bir evde olduğunuzu düşünün.

Çatısı yerde, kapısı yukarıda...

Evin tavanında aşağı düşme korkusu olmadan yürüyebildiğinizi hayal edin.

Şimdi gözlerinizi açın.

Hayaliniz gerçek oldu.😃


Türkiye’de ilk olarak Antalya’ya daha sonra da Ankara’ya kurulan Tepetaklak Ev, bizim gibi ilginç yerler gezmeyi ve fotoğraf çekmeyi seven kişiler için tasarlanmış, yaratıcı ve eğlenceli bir mekan.

Bir süredir gezilecek yerler listemin üst sıralarında olan Tepetaklak Ev, kısa bir sürede büyük-küçük herkesin ilgisini çekmiş durumda.


120 metrekarelik bu evde,  çocuk odası, oturma odası, mutfak, banyo, yatak odası gibi çeşitli odalar mevcut.

Eve giriş ücreti: kişi başı 15 tl
0-6 yaş da ücretsiz.

Evin içine girdiğimizde ilk başta nasıl fotoğraf çekmemiz gerektiğini pek anlayamasak da görevlilerin yardımıyla kısa zamanda yaratıcı kareler yakalamayı başardık. 😉




Tepetaklak evin de içinde bulunduğu Neşeli Köy, çeşitli hayvanları ve yeşil alanlarıyla avmlere tıkılmayı sevmeyen, temiz havada ailecek vakit geçirmek isteyenler için de güzel bir yer. Köyün içinde farklı objeleri kullanarak fotoğraf çekmelik güzel alanlar da mevcut.




Tepetaklak evi gezdikten sonra da çay bahçesinde oturup sessizliğin tadını çıkarırken çayınızı yudumlamanızı şiddetle tavsiye ederim. 👌🏻

Not: Neşeli Köy’e gelmeden önce köyün sosyal medya hesabına bakıp nasıl yaratıcı fotoğraflar çekebileceğinizi görebilirsiniz.

Biz panoramik çekim modunda telefonu yan tutarak çekim yaptık. Size de önerebilirim. Tabi fotoğrafları çektikten sonra ters çevirmeyi sakın unutmayın.😉


Sevgiler!
@mrsgoksin

Tatil sezonunun başlamasıyla beraber bizim gibi taze anne-babaların aklına ilk gelen ‘Bebekle tatil olur mu?’ sorusuna ‘Evet olur, mis gibi de olur.’ cevabını vermek için yazıyorum bu postu.😊

Eşim ve benim için tatil; deniz, plaj, güneşten çok yeni yerler görmek, keşfetmek, oranın kültürünü ve gezilecek yerlerini görmek demek. İlk başta Furkan için bu yıl otel tatili mi yapsak diye düşünmedik değil ama sonra bebek var diye kendimizi sınırlamanın anlamsız olacağına karar verip hemen rotamızı oluşturmaya başladık.

Sevdiğimiz şeyleri onunla yapmak daha keyifli olacaktı bizim için. O yüzden hiç vakit kaybetmeden tren biletimizi almak için TCDD’nin sayfasına tıkladık.🚂 Ankara’ya kadar trenle gidip ordan sonraki istikametimizi de kiraladığımız araçla yapmaya karar vermiştik.🚘

Güney Ekspresiyle 24 saatlik bir yolculuk, hem de bebekle. Yaşasın!😃


Trenle seyahati oldum olası sevmişimdir. Furkan’ın ilk uzun yol deneyimini trenle yaşamasını istedik o yüzden. Minik gözlerini kocaman açıp kompartmanın içini inceleyişini bir görseydiniz. 👀

Uyku düzenini yeni yeni oturtmuş olmanın verdiği haklı gururla söylüyorum 24 saatlik yolculuğun 18 saatini uyuyarak ve huzurlu bir şekilde geçirdi Furkan. 💤 Uyanık olduğu vakitlerde de bol bol fotoğraf çekip oyunlar oynadık onunla.


Ankara ilk istikametimizdi. Gideceğimiz yerleri önceden kararlaştırmıştık eşimle. 😊 O yüzden fazla oyalanmadan kararlaştırdığımız güzergaha doğru yolculuğa başladık.


Furkan hâlâ anne sütü aldığı için yemek konusunda pek sıkıntı çekmedik biz. Arada mama desteği vermeme rağmen bütün eşyalarımız (sıcak su dahil) hep elimizin altında olduğu için saati geldiğinde 5 dakikada hazırlayıp yedirebiliyorduk. 🍼 Yani diyeceğim o ki bebeğiniz ilk 6 ay emiyorsa ne ala yoksa formül mamalar vesaire derken yiyecek kısmı hiç dert olmuyor size.

Yaz tatilinde güneşten korunmak da bir o kadar önemli. Doktorunuza danışarak mineralli bir krem tercih edebilirsiniz. Biz Furkan henüz 6 ayını doldurmadığı için kullanmak istemedik. Gölgede durduk, şapka taktık, güneşin dik açıyla gelmediği zamanlarda dışarı çıkmaya dikkat ettik. Çok mecbur kalınca da müslin örtülerle onu korumaya çalıştık.


İlk deniz deneyimini de 6. aydan sonraya erteledik biz. Furkan enfekte doğan bir bebek olduğu için hastalık konusunda biraz hassas maalesef.😞  Çok değil en son iki ay önce 9 gün hastanede yatmıştık. Anlayacağınız henüz aşıları tamamlanmadığı için işi şansa bırakmak istemedik. Özellikle herkesin kullandığı deniz, havuz gibi ortak alanlarda.

10 gün boyunca 9 şehir gezdik. Günümüz hep yollarda geçti anlayacağınız. Akşamları da öğretmen evinde konakladık. Furkan gözünü her açtığında farklı bir mekanda olduğumuz için o ortama alışması biraz zaman alıyordu. Hep uyumlu muydu? Tabiki hayır. Yedigöller Milli Parkı’na giderken yol boyu huysuzdu mesela. Çok zor bir yoldu sürekli virajlar, tümseklerle dolu, inişli-çıkışlı. (Beni bile etkiledi düşünün, onun rahatsız olması çok normal.) O yol bizim için de onun için de işkenceden farksızdı. Sürekli ağlıyor ve hiç susmuyordu. Emmek istemiyor, uyumuyor, hiç durmadan çığlık ata ata ağlıyordu. Arabayı durdurup aşağı inmek durumunda kalıyorduk hep bu yüzden yol uzadıkça uzuyordu. Arabadan inince susup sakinleşen çocuk, arabaya binince kıyameti koparıyordu. 
O gün ‘Yandık! Çocuğa bir şey oldu.’ dedim içimden. Ertesi gün ise sanki dün ağlayan kendisi değilmiş gibi eski sakin haline geri döndü. Sonradan öğrendim tatillerde olabilirmiş böyle krizler. Normal bir durummuş anlayacağınız. Sonuçta onlar da farklı duygular yaşayıp yeni şeyler öğreniyorlar. Büyüme ataklarına denk gelebiliyor. Onların gözünden bakmamız lazım bazen. Biz ebeveynler aman ağlamasın, hep uyumlu olsun, çocuk bize ayak uydursun desek de bu her zaman mümkün olmayabiliyor.😊




Bebekle tatil aslında çok keyifli ama bir o kadar da yorucu bir süreç. Sonuçta size bağımlı yaşayan biri var yanınızda. Ama bu yorucu kısmına rağmen ailecek yaşayacağınız ilk deneyim. 

Sizce de denemeye değmez mi?


En kötü ne olabilir derseniz bebeğiniz durmaz ve sürekli ağlar. Huysuz olur. Eve dönünce perişan olduk dersiniz. Hatta büyüdüğünde kendisine anlatırsınız hatıra kalır. 😊

Furkan keşfetmeyi seven, meraklı ve yeni ortamlara kolaylıkla uyum sağlayabilen bir bebek. Bizden kaynaklı bir durum bu sanırım çünkü ben annenin hissettiklerinin her zaman bebeğe yansıdığına inanmışımdır. O yüzden elimden geldiğince hep rahat olmaya çalışıyorum.



Bazı anneler ortam değişikliğinin bebeklerini kötü etkileyeceğini düşünür, hava değişiminden kaynaklı hastalanır diye korkar ve telaşa girer. Emin olun telaşlanacak bir şey yok. 🤚🏻 Hangi havada nasıl giydirmeniz gerektiğini ve onu nasıl koruyacağınızı bilmeniz yeterli. Ben sırt çantamda ince bir hırka bulundururum sürekli. Klimalı bir ortama girince hemen hırkasını giydirirdim mesela.

Furkan gazlı ve kusan bir bebek olduğu için sürekli kıyafet ve önlük değiştiriyorduk mesela. Her bebek öyle değildir yapı meselesi sonuçta. Günde abartısız 7-8 kere mutlaka kusar. Kusarken de sadece kendi üstünü değil bizimkileri de kirletmeyi başarır. 🤦🏻‍♀️ Bu yüzden kıyafet alırken bunu düşünerek bol bol koydum her şeyi. Her zaman kirlenenleri yıkama fırsatı bulamıyorsunuz maalesef.

Bez kısmına gelince, ben valize sığdırabileceğim kadar bez aldım yanıma. Yetti mi derseniz hayır yetmedi. Ama uzun bir süre idare etti bizi. 😊

Hem kendi tecrübemle hem de dışardan öğrendiklerimle şunu söyleyebilirim. ‘Mutlu anne, mutlu bebek demek.’ Onlarla her anın tadını çıkarmalı ve bazı şeyleri ertelememeliyiz. Çünkü hayat onlarla daha güzel. Tatiller ise bambaşka.♥️



Bebeğim ne yer? Ne içer? Altını nasıl değiştiririm? Nerede uyuturum? gibi sorularınızı da kafanıza çok takmadan pratik çözümlerle halledebileceğinizi sakın unutmayın.

Sevgiler!
@ mrsgoksin


Ben anne olalı, sevdiğim adamı baba yapalı, sen dünyamıza geleli tam 3 hafta oluyor. 🙏🏻

Şimdiden  zamanın bu kadar hızlı akıp gitmesine kızgınım.🙇🏻‍♀️ Zihnim dondurmak istediğim anlarla dolu hep. Tekrar tekrar düşünüp unutmamaya çalıştığım anlar. ♥️

Her geçen gün hızla büyüyor ve değişiyorsun. Ben ise seni ilk defa kucağıma aldığım anki halini çok özlüyorum bebeğim. 😔 Hep söylerim annelik bir tür delilik. İsteyen herkese bu delilikten nasip etsin Allah.🙏🏻

Hamilelik belki de hayatımın en değişik, en özel 9 ayıydı. Doğum ise bambaşka bir şey. Düşündükçe hala inanamıyorum. Şimdilerde omuzumda yatan bu minik mucizem bana çok özel, çok anlamlı bir sıfat ekledi: Anne!

Hala kendimi yetersiz hissettiğim ve her geçen gün minik öğretmenimden yeni şeyler öğrendiğim şu günlerde çok değişik, anlatılması zor bir duygu yığını içindeyim hep. Kucağıma minik bir biblo verdiler ameliyathanede. “Annesine verin susar.” dediklerini hatırlıyorum. Yanak yanağa gelince gerçekten de susmuştu minik biblom.

Birinin bana bağımlı yaşaması fikri çok garip. Benimle doyuyor, uyuyor ve susuyorsun. Gün geçtikçe anneliği öğretiyorsun bana ve her gün çokça şükrettiriyorsun. 🙏🏻


Annen!
@mrsgoksin