Merhaba herkese! 😊

Baharın gelişiyle yeniden canlandı hayat, tabi bizler de öyle. 🌵Bir süredir uğramıyorum buralara. 🙈 Umarım bıraktığım gibidir her şey.🙏🏻

Bugün size uzun zamandır instagram'dan takip ettiğim ve rengarenk iplerle harika battaniyeler, atkılar, kazaklar, kilimler yapan Anna Mo' dan bahsetmek istiyorum💜

Erken yaşlarda örgü örmeyi öğrenmiş olan Anna Mo yetişkinliğinde de asıl mesleği olan tasarımcılığın yanında hobi olarak örgü örmeye devam etmiş. Bunda ilgi çekecek ne var diyeceksiniz belki içinizden. Herkes örgü örebilir. İşte asıl ilgi çeken kısmı yaptığı bu örgülerin normal örgü boyunda değil de xxl şişlerle örülmüş dev örgüler olması 😊🙈





Kafanız biraz karıştı sanırım 😊🙈
Şöyle anlatayım; boyutu 8 cm kalınlığında olan iplikler düşünün. Bir yumağı iki kolunuzla anca taşıyabildiğiniz yün iplikler. Bu iplikleri nasıl örerdiniz? Biraz zorlanırdınız sanırım. 😄


Anna Mo bu iplikleri örmenin kolay yolunu bulmuş tabiki. 💭 Bazı modelleri yaparken kollarını şiş olarak kullanmış ya da xxl şişlerle örmüş bu kalın iplikleri.



Bu örgünün bir özelliği de dev örgü desenlerine bakarken sanki büyüteçle inceliyormuşsunuz gibi gelmesi 👀 Ee iplerin boyutu 8 cm olunca ortaya çıkan ürünler gayet dikkat çekici oluyor değil mi? 😉







Sizi bilmem ama ben boş vaktim olursa mutlaka denemek istiyorum bu örgüyü. Denemek isteyenler için iplikler AliExpress 'de mevcut.🎈

Sevgiler..
@mrsgoksin

Merhaba herkese,
Hayatımda ilk defa bir çekiliş kazanmanın mutluluğunu paylaşmak istiyorum bu gün sizlerle.

Geçenlerde instagram sayfamda @bikutumutluluk ekibinin hazırladığı yarışmaya denk geldim.

Her ay farklı bir konsept belirleyip o konsepte göre sürpriz bir kutu tasarlayan ve bunu bizlere ulaştıran bir ekip olan Bi'kutu mutluluk ekibiden size daha önce bahsetmiştim.

Yarışmanın son saatleriydi aslında. Bana çıkmayacağını bildiğim halde yine de şansımı denemek istedim.

Sonuçlar 2 gün içinde açıklanacaktı ama ben o kadar yoğunluğun içinde sonuçlara bakmayı unutuvermişim 🙈

Telefonu elime alır almaz instagramdan bir sürü bildirim aldığımı fark ettim. Ve o bildirimlere inanamayan gözlerle baka kaldım. 👀

İçimi çocuksu bi mutluluk sardı hemen. Bıraksanız zıplamak, bağırmak, herkese sarılmak isterdim kesin. 🙈 Ama tabi öyle bir şey yapmadım 😂

Şimdi bu günlerde kapımı çalan hediyemi almanın mutluluğunu yaşıyorum doyasıya. 🎁

Belki merak edersiniz diye kutudaki bir kaç hediyenin fotoğrafını da ekliyorum buraya. 😊

1) Bi'kutu mutluluk ''Günaydın Kutusu''


2) ''Günaydın'' Kupa Bardak ve Yapılacaklar Listesi


3) 4 tane @burcubaraner çizimli şirin mi şirin kupa altlığı.


4)Su.co Matara (İçine 70 C'ye kadar sıcak su konulabilir)


5)''Hayat Seni Seviyor'' motto kart


6)Poster


İmkansız diye bir şey yokmuş, ya da şanssızlık. Bazen şansın dönermiş aslında sen bile inanamazmışsın. 🙊

Bu arada hızımı alamayıp bütün yarışmalara katılmamak için kendimi zor tutuyorum 😂

Neyse ben elime nadir de olsa geçen şansımı alıp oturuyorum artık bi kenara. Meydan yine size kaldı duyduk duymadık demeyin ha! 🙊😀

Sevgiler,
@mrsgoksin

Karlı bir kış günü topladık eşyalarımızı. İstikamet Ankara. Yolculuğu her şekilde severiz biz. Tabi işin içinde biraz da heyacan olmalı. 🙈

Bu güne kadar eşimle her türlü ulaşım aracını kullanmış ama trenle seyahat edememiştik hiç. İşte bu gün o hayalin peşinde istasyonun yolunu tuttuk. 🚂

İlk defa trenle seyahat etmenin verdiği o mutluluk kelimelerle anlatılmayacak kadar çoktu bizim için. İki kişilik yataklı vagonla seyahat edecektik ve önümüzde kocaman 21 saatimiz vardı.🕰

Hazırlıklara bir gün öncesinden başlamıştım. Yanınıza yiyecek bir şeyler alın mutlaka diyenler, bilgisayar götürün film izlersiniz diyenler vb. tavsiyeler çok işimize yaradı gerçekten.

Trenimiz 11.50' de perona girdiğinde çok keskin bi soğuk vardı dışarda. 🌬Eşyaları alıp kompartımanımızın yolunu tuttuk hemen. Tren boyu yürüyüp en son vagona ulaştığımızda bizi küçücük, tatlı mı tatlı bir oda karşıladı.


Hayal ettiğim kadar vardı evet. Küçük bir otel odasıydı sanki. Harry Potter kitaplarındaki o büyülü dünyada büyüyen ben sanki yolun sonunda Hogwarts'a ulaşacakmış gibi sabırsız ve heyecanlıydım.🏰

Odamızda kapanıp açılabilen ranza şeklinde iki yatak, küçük bir vestiyer, eşyalarımızı ve valizimizi koyabileceğimiz masa şeklinde bir dolap, mini bir buz dolabı (içinde bi kaç sürpriziyle), klima ve mini bir aynalı lavabo bulunuyordu. Bir de telefonumuzu veya bilgisayarımızı şarj edebilelim diye 2 tane priz. Tuvaletler odamızın dışındaydı ve her vagona ait en az bir tane tuvalet vardı.



O kadar özenli ve güzel hazırlamışlardı ki kompartımanı. Benim gibi takıntılı birini bile rahat ettirebildilerse gönül rahatlığıyla yolculuk edebilirsiniz benden söylemesi. 🙊 Çarşaflar ve yastık kılıfları tertemizdi, havlular da öyle. Hatta sırf evimizdeymişiz gibi hissedelim diye terlik bile verdiler bize. 😊


Tren hareket etmeye başlayınca kompartımanın koridoruna çıkıp doğanın kar beyazına boyanmış ve kristalleşmiş o eşsiz manzaralarının tadını çıkarmaya başladık. ☃️ Salon biraz soğuktu o yüzden odamıza geçip seyrimize ordan devam ettik. 👀


Kahvaltı bile yapmadan çıkmıştık evden. Sırf o harika manzaralar eşliğinde "harika bir kahvaltı" yapabilmek için. Evden bir kaç çeşit peynir, zeytin, reçel ve yumurta getirmiştim. Taze simit de almıştık yoldan. Sıcak su termosumuzdaki suyla demlediğimiz çayın tadına doyum olmuyordu. Sıcak suyumuz biterse diye mini su kaynatıcımı da getirmiştim yanımda. Hayatımda yaptığım en güzel kahvaltıydı diyebilirim. Yavaş yavaş, içimize sine sineydi her şey. 🍳🍞🍯


Zaman geçtikçe daha bir güzel geliyordu her şey. Trenimiz raylarda usul usul giderken sanki güzel bir şarkıya eşlik edercesine ritmini kaçırmamak için çabalayan bir sanatçı gibiydi. Bize de o şarkının tadını çıkarmak kalıyordu sadece. 🎶


Bir sürü yabancı dizi ve film getirmiştik yanımızda. Bir de izlerken atıştırmak için bir sırt çantası abur cubur. 🙈 O kadar çok şey yememize rağmen nasıl bu kadar çabuk acıkabiliyorduk şaşılacak şeydi gerçekten. 🙄



Öğlen yemeğimizi yedikten sonra odamızın anahtarını alıp diğer vagonları bir gezelim dedik. Biz en son vagonundaydık trenin ve gördüğüm kadarıyla da en konforlusunda. Fotoğraf çeke çeke ilerledik tren boyunca. Sonra da odamızın yolunu tuttuk. 📷







Hava kararmaya başlamış ve bizim için uyku vakti gelmişti. İlk defa trende uyumanın verdiği zevk ise anlatılmaz yaşanırdı. 💤


Sabah olunca vagonumuzun koridorundaki camların ve kapıların buz tuttuğunu gördük. Dışarısı eksi kaç dereceye kadar düştü hiç bilmiyorum ama buz tutmuş camları muzipçe kazıyıp içinde baş harflerimizin olduğu bir kalp çizmeyi ihmal etmemiştik. ❤️


Ankara'ya çok az bir mesafe kalmıştı o yüzden kahvaltımızı yapıp yavaş yavaş eşyalarımızı toparlamaya başladık. Bizim için bu son duraktı belki ama önümüzde daha nice güzel yolculuklar ve maceralar vardı. 🎒


Eğer yolculuğu sevdiğiniz adamla yapıyorsanız yollar hiç bitmesin istiyorsunuz. Bizim için bu yolculuk bi yere varma çabasından uzak, tadını çıkardığımız eşsiz vakitlerdendi.😊


Bir başka macerada görüşmek üzere o halde👋

Sevgiler,
@mrsgoksin

Bi mutlu yıl diliyorum.

Hayatıma yolu düşen herkese..

Her daim bana güç veren, destekleyen ve takdirlerini eksik etmeyen, benim için çok değerli olan 'büyük kalplere' de çok teşekkür ediyorum.❤

Güzel günlere, sevince, mutluluğa uyanacağımız, dileklerimizin gerçek olduğu, sağlıklı, huzurlu, 'büyük kalplerle' dolu harika bir yıl olsun 2017. 🎄🎈

Sevgiler 🙋
@mrsgoksin

Ne güzeldir çocukluk arkadaşının yıllar sonra bile yanında olması. Paylaşılan her şeyin yıllar geçtikçe daha güzel bir anlam kazanması...

Bu değerli anlara eklediğimiz en taze, en yeni mutluluğu anlatmak istiyorum bu gün sizlere. Hem ne demişler, mutluluk paylaştıkça çoğalır.

Aralık'ın 10'unda erkenden başladı günümüz. O gece heyecandan uyuyamayan, kafasında o günü defalarca yaşayan tatlı gelinimiz pek bi telaşlıydı. Benim görevim ise onu sakinleştirip her şeyin sıkıntısız bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaktı.

Nişanı çok önceden planlamıştık Necla'yla. Masa düzeni, ikramlar, hediyeler, kıyafetler, duvara asılacak süsler ve konsept hakkında uzun uzun konuşmalarımız olmuştu bu süreçte. Necla konsept rengini mavi olarak seçmişti. Bu yüzden her ayrıntıyı mavi ve maviye yakışan renklerle tasarladık.


Misafirlere verilecek pasta, börek, sarma, içli köfte ve diğer ikramlar bir gün önceden hazırlanmıştı. Özel olarak Mado'ya yaptırdığımız gelin-damat figürlü tasarım kurabiyeler, mavi makaronlar ve nişan pastası masanın en gözde ikramlarındandı. Ayrıca instagram'daki "birtabakmutluluk" sayfasından sipariş ettiğimiz üstü fiyonk şeklindeki mavi lokumlar da çok beğenildi.



Nişandan iki hafta önce benimle iletişime geçen Derya, Necla ve Furkan'a çiçek göndermek istediğini söylediğinde pek bir mutlu olmuştum. Kuaföre gitmeden önce bir kaç eksiği halletmek için dışarı çıkmıştık Necla'yla. Eve geldiğimizde ona çiçek geldiğini öğrenen Necla önce çiçeğe bir anlam veremeyip yanlış gelmiştir diye telaşlanmaya başladı. Onu yönlendirmem gerektiğini farkettim. "Aa bak kart varmış içinde açsana bakalım kim göndermiş?." deyip kartı eline uzattım. Kartı okurken yüzündeki ifadeyi görebilseydiniz keşke. O telaşlı, stresli hali gitmiş yerini duygusal ve şaşkın bir ifadeye bırakmıştı. O zaman benim bildiğimden haberi yoktu tabi. O sonranın haberiydi.

Dış mekan çekimi olacağı için biraz erken gitmiştik kuaföre. Önce saçı sonra da makyajı yapıldı Necla'nın. O Furkan'ı beklerken anılarım canlandı birden gözümde. O koşuşturma, o stres geçmişte kalalı ne çok zaman geçmiş meğer. Şimdi iki buçuk yıllık evliyim ve en yakın arkadaşımın en özel gününe hazırlanmasına yardımcı oluyorum.

Furkan arabayla bizi aldıktan sonra, buz gibi havaya rağmen, bir saatlik güzel bir çekim gerçekleştirdik. Bu mevsimin en sevdiğim yanı her parkın, her caddenin dökülen sapsarı yapraklarla kaplanmış olması. Biz de mevsimin bize sunduğu bu eşsiz renklerden faydalanıp çekime farklı ve güzel bir hava kattık.


Çekim biter bitmez eve doğru yola koyulduk. Herkes telaşla hazırlıkları tamamlamak için uğraşıyordu. Masa düzeni ve süslemelerin yerleştirilmesi bana aitti.

El birliğiyle kapıdaki süslemelerin ve balonların yerleşimini hallettik önce. O arada masadaki ikramları, mumları ve çiçekleri yerleştirdim. Nişandan bir kaç gün önce eve giren uğur böceğini de masanın en güzel köşesinde konuk edecektik. Bütün gözler masada olacağı için bir de ayna koyalım masaya diye konuşmuştuk Necla'yla. Kim nasıl bakarsa öyle görsün diye. Son olarak Necla'nın el emeği nişan tepsisini de yerleştirdik masaya.


Hazırlıklar sona erince hazırlanma telaşı sardı hepimizi. En güzel kıyafetlerimizi giyip damat tarafının yolunu gözlemeye başladık. Ortada telaşlı ve heyecandan kalbi güm güm atarak dolanan tatlı gelinimizi sakinleştirmeye çalışmak tabiki de çok zordu. Aslında onun her ânı doyasıya yaşamasını istiyordum. O yüzden çok fazla müdahale etmeyip uzaktan göz ucuyla takip ediyordum sadece.

Kapı çaldığında herkes yerini almıştı. Onlar misafirleri karşılarken, ben de video çekiyordum. Çiçek, çikolata, 2 tepsi baklava, bir kaç büyük hediye, üstü tüller ve çiçeklerle süslenmiş şirin bir valiz ve beyaz bir sandık getirmişlerdi Necla'ya.


Çiçek ve çikolatayı alıp salonda güzel bir köşeye bıraktım hemen. Salon tıklım tıklım dolmuş, sohpet başlamıştı. O arada kahvelerin yapımına başladık bir kaç tatlı bayanla. Mutfaktaki herkes içten ve organize bir şekide her şeyin mükemmel olması için uğraşıyordu.

Furkan'ın kahvesini en sona bırakmıştık. Necla'nın isteğiyle tuz yerine bol şekerli bir kahve pişirdim. Ee bu kadar tatlı bir geline de tatlı bir kahve ikramı yakışırdı.

Furkan'ın kahvesini Necla'ya verip neler olacağını görmek için bi köşeye çekildim. O kadar heyecanlıydı ki kahveyi ikram ederken fotoğraf çekinmeyi unutmuştu. Hemen seslendim arkasından. Bir kaç fotoğraf çektik.


İstemenin ardından dua okundu ve yüzükler takıldı. O sırada Necla'nın babası Atilla amcanın gözünden akan yaşlar hepimizi duygulandırdı.


Pasta henüz gelmemişti o yüzden ikramları dağıtmaya karar verdik. Bir süre tabak alış verişi yaşandı mutfakta. Bir yandan tabakların eksikleri var mı diye bakıp diğer yandan içecek servisiyle ilgileniyordum. Tabaklar toparlandıktan  hemen sonra gelen nişan pastasını masaya yerleştirdik ve fotoğraf çekimi için genç çifti masaya davet ettik.

Uzun süre flaşlar patladı ve herkes sırayla o karede yerini aldı. O kadar kalabalıktı ki acaba bize ne zaman sıra gelir diye düşünürken Necla'nın sesini duydum uzaktan. Fırsat bu fırsat eşimi çağırıp geçiverdim arkadaşımın yanına. Herkesin sana bakması, seni çekmesi ne kadar farklı bir duygu yaşayan herkes bilir.Umarım güzel çıkmışızdır deyip sıramızı başkalarına verirken, herkesin yüzündeki o tebessümü görüp de mutlu olmamak elde değildi.


Fotoğraf çekiminin ardından pasta servisi başladı. Bazı misafirler yavaş yavaş gidiş yolunu tutmuşlardı bile. Fırsat bulup nihayet oturabilmenin mutluluğunu ise nasıl anlatsam bilmiyorum.

Her ânı içimize sinen, mutlu ve güzel bir akşam olmuştu herkes için. Evlilik yolunda attıkları bu ilk adım için Necla ve Furkan'ı tebrik ediyor, bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Darısı düğüne...
@mrsgoksin

Annelik duygusu ne zaman başlar?

İçinde minik bir mucize olduğunu ilk hissettiğin anda mı ya da minik mucizenin kalp atışlarını ilk duyduğunda mı? Yoksa mucizeni kucağına aldığın ilk an mı? Bilmiyorum. Ama değişik bir şey işte. Geçtiğimiz hafta sanırım eşiğinden döndüm.

Hamileliğini planlayan her bayan çok iyi bilir hamilelik testinin sonucunu beklemenin nasıl bir duygu olduğunu. Heyecan, endişe, stres ve bir sürü karışık duygular silsilesi sarar etrafınızı. 

Pozitif sonucunu alır almaz kalbiniz küt küt atmaya başlar. Sanki bıraksanız özgürlüğünü ilan edecek. Ben de pozitif sonucunu görünce aynen böyleydim işte. 4 haftalık hamileydim ve ''Anne'' olacaktım.

Mutluluktan ayaklarının yere değmediği günler oldu mu hiç? Benim oldu. Aldığım her nefes benim için daha anlamlıydı çünkü. O zaman bilemezdim tabi işlerin istediğim gibi gitmeyeceğini. 1 haftalık güzel bir rüya yerini kabuslara bırakalı tam 5 gün oldu.

Heyecanım gün geçtikçe daha da artarken bir sürü hamilelik programı indirdim telefonuma. Hiç üşenmeyip en beğendiğim hamilelik günlüğünü sipariş ettim yurt dışından. Linens'in üstünde ''Anne'' ve ''Baba'' yazan tasarım minderinden aldım. Biliyorum belki çok erken diye geçireceksiniz içinizden. Ama her ayrıntının mükemmel olmasını istedim 4 haftalık susam büyüklüğündeki mucizem için.

Hamileliğimin 5. haftasının başında doktor kontrolüne giderken çok tedirgindim. İlk defa görecektik küçük mucizemizi. Ama durum pek beklediğimiz gibi gitmedi. Doktorum bebeği ve hamilelik kesesini ultrasonda göremeyince dış gebelikten şüphelendi önce. Hemen Beta HCG testi isteyip her şeyin yolunda olup olmadığına bakalım dedi.

İki saatlik gergin bir bekleyişin ardından sonuçları aldık. Doktor değerlerimin normal olmadığını, bunun sağlıksız bir gebelik olduğunu ve düşükle sonuçlanacağını söyledi.

O an yerin ayaklarımın altından kayıp gittiğini hissettim. Göz yaşlarım akmaya başladı hemen. Kendimce güçlü olan karakterim, daha önce hiç bilmediğim bir duygu yüzünden yerle bir olmuştu.

Peki neydi bu duygu?
Annelik desen değildi.
Sahi, ne zaman başlardı annelik?
Benimki başlamadan bitmişti..

O günleri atlatmanın eşiğindeyken yazdığım bu yazıyı şimdi hayata kaldığı yerden devam edebilmenin verdiği güçle paylaşmak istiyorum.

@mrsgoksin