Ne güzeldir çocukluk arkadaşının yıllar sonra bile yanında olması. Paylaşılan her şeyin yıllar geçtikçe daha güzel bir anlam kazanması...

Bu değerli anlara eklediğimiz en taze, en yeni mutluluğu anlatmak istiyorum bu gün sizlere. Hem ne demişler, mutluluk paylaştıkça çoğalır.

Aralık'ın 10'unda erkenden başladı günümüz. O gece heyecandan uyuyamayan, kafasında o günü defalarca yaşayan tatlı gelinimiz pek bi telaşlıydı. Benim görevim ise onu sakinleştirip her şeyin sıkıntısız bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaktı.

Nişanı çok önceden planlamıştık Necla'yla. Masa düzeni, ikramlar, hediyeler, kıyafetler, duvara asılacak süsler ve konsept hakkında uzun uzun konuşmalarımız olmuştu bu süreçte. Necla konsept rengini mavi olarak seçmişti. Bu yüzden her ayrıntıyı mavi ve maviye yakışan renklerle tasarladık.


Misafirlere verilecek pasta, börek, sarma, içli köfte ve diğer ikramlar bir gün önceden hazırlanmıştı. Özel olarak Mado'ya yaptırdığımız gelin-damat figürlü tasarım kurabiyeler, mavi makaronlar ve nişan pastası masanın en gözde ikramlarındandı. Ayrıca instagram'daki "birtabakmutluluk" sayfasından sipariş ettiğimiz üstü fiyonk şeklindeki mavi lokumlar da çok beğenildi.



Nişandan iki hafta önce benimle iletişime geçen Derya, Necla ve Furkan'a çiçek göndermek istediğini söylediğinde pek bir mutlu olmuştum. Kuaföre gitmeden önce bir kaç eksiği halletmek için dışarı çıkmıştık Necla'yla. Eve geldiğimizde ona çiçek geldiğini öğrenen Necla önce çiçeğe bir anlam veremeyip yanlış gelmiştir diye telaşlanmaya başladı. Onu yönlendirmem gerektiğini farkettim. "Aa bak kart varmış içinde açsana bakalım kim göndermiş?." deyip kartı eline uzattım. Kartı okurken yüzündeki ifadeyi görebilseydiniz keşke. O telaşlı, stresli hali gitmiş yerini duygusal ve şaşkın bir ifadeye bırakmıştı. O zaman benim bildiğimden haberi yoktu tabi. O sonranın haberiydi.

Dış mekan çekimi olacağı için biraz erken gitmiştik kuaföre. Önce saçı sonra da makyajı yapıldı Necla'nın. O Furkan'ı beklerken anılarım canlandı birden gözümde. O koşuşturma, o stres geçmişte kalalı ne çok zaman geçmiş meğer. Şimdi iki buçuk yıllık evliyim ve en yakın arkadaşımın en özel gününe hazırlanmasına yardımcı oluyorum.

Furkan arabayla bizi aldıktan sonra, buz gibi havaya rağmen, bir saatlik güzel bir çekim gerçekleştirdik. Bu mevsimin en sevdiğim yanı her parkın, her caddenin dökülen sapsarı yapraklarla kaplanmış olması. Biz de mevsimin bize sunduğu bu eşsiz renklerden faydalanıp çekime farklı ve güzel bir hava kattık.


Çekim biter bitmez eve doğru yola koyulduk. Herkes telaşla hazırlıkları tamamlamak için uğraşıyordu. Masa düzeni ve süslemelerin yerleştirilmesi bana aitti.

El birliğiyle kapıdaki süslemelerin ve balonların yerleşimini hallettik önce. O arada masadaki ikramları, mumları ve çiçekleri yerleştirdim. Nişandan bir kaç gün önce eve giren uğur böceğini de masanın en güzel köşesinde konuk edecektik. Bütün gözler masada olacağı için bir de ayna koyalım masaya diye konuşmuştuk Necla'yla. Kim nasıl bakarsa öyle görsün diye. Son olarak Necla'nın el emeği nişan tepsisini de yerleştirdik masaya.


Hazırlıklar sona erince hazırlanma telaşı sardı hepimizi. En güzel kıyafetlerimizi giyip damat tarafının yolunu gözlemeye başladık. Ortada telaşlı ve heyecandan kalbi güm güm atarak dolanan tatlı gelinimizi sakinleştirmeye çalışmak tabiki de çok zordu. Aslında onun her ânı doyasıya yaşamasını istiyordum. O yüzden çok fazla müdahale etmeyip uzaktan göz ucuyla takip ediyordum sadece.

Kapı çaldığında herkes yerini almıştı. Onlar misafirleri karşılarken, ben de video çekiyordum. Çiçek, çikolata, 2 tepsi baklava, bir kaç büyük hediye, üstü tüller ve çiçeklerle süslenmiş şirin bir valiz ve beyaz bir sandık getirmişlerdi Necla'ya.


Çiçek ve çikolatayı alıp salonda güzel bir köşeye bıraktım hemen. Salon tıklım tıklım dolmuş, sohpet başlamıştı. O arada kahvelerin yapımına başladık bir kaç tatlı bayanla. Mutfaktaki herkes içten ve organize bir şekide her şeyin mükemmel olması için uğraşıyordu.

Furkan'ın kahvesini en sona bırakmıştık. Necla'nın isteğiyle tuz yerine bol şekerli bir kahve pişirdim. Ee bu kadar tatlı bir geline de tatlı bir kahve ikramı yakışırdı.

Furkan'ın kahvesini Necla'ya verip neler olacağını görmek için bi köşeye çekildim. O kadar heyecanlıydı ki kahveyi ikram ederken fotoğraf çekinmeyi unutmuştu. Hemen seslendim arkasından. Bir kaç fotoğraf çektik.


İstemenin ardından dua okundu ve yüzükler takıldı. O sırada Necla'nın babası Atilla amcanın gözünden akan yaşlar hepimizi duygulandırdı.


Pasta henüz gelmemişti o yüzden ikramları dağıtmaya karar verdik. Bir süre tabak alış verişi yaşandı mutfakta. Bir yandan tabakların eksikleri var mı diye bakıp diğer yandan içecek servisiyle ilgileniyordum. Tabaklar toparlandıktan  hemen sonra gelen nişan pastasını masaya yerleştirdik ve fotoğraf çekimi için genç çifti masaya davet ettik.

Uzun süre flaşlar patladı ve herkes sırayla o karede yerini aldı. O kadar kalabalıktı ki acaba bize ne zaman sıra gelir diye düşünürken Necla'nın sesini duydum uzaktan. Fırsat bu fırsat eşimi çağırıp geçiverdim arkadaşımın yanına. Herkesin sana bakması, seni çekmesi ne kadar farklı bir duygu yaşayan herkes bilir.Umarım güzel çıkmışızdır deyip sıramızı başkalarına verirken, herkesin yüzündeki o tebessümü görüp de mutlu olmamak elde değildi.


Fotoğraf çekiminin ardından pasta servisi başladı. Bazı misafirler yavaş yavaş gidiş yolunu tutmuşlardı bile. Fırsat bulup nihayet oturabilmenin mutluluğunu ise nasıl anlatsam bilmiyorum.

Her ânı içimize sinen, mutlu ve güzel bir akşam olmuştu herkes için. Evlilik yolunda attıkları bu ilk adım için Necla ve Furkan'ı tebrik ediyor, bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Darısı düğüne...
@mrsgoksin

Annelik duygusu ne zaman başlar?

İçinde minik bir mucize olduğunu ilk hissettiğin anda mı ya da minik mucizenin kalp atışlarını ilk duyduğunda mı? Yoksa mucizeni kucağına aldığın ilk an mı? Bilmiyorum. Ama değişik bir şey işte. Geçtiğimiz hafta sanırım eşiğinden döndüm.

Hamileliğini planlayan her bayan çok iyi bilir hamilelik testinin sonucunu beklemenin nasıl bir duygu olduğunu. Heyecan, endişe, stres ve bir sürü karışık duygular silsilesi sarar etrafınızı. 

Pozitif sonucunu alır almaz kalbiniz küt küt atmaya başlar. Sanki bıraksanız özgürlüğünü ilan edecek. Ben de pozitif sonucunu görünce aynen böyleydim işte. 4 haftalık hamileydim ve ''Anne'' olacaktım.

Mutluluktan ayaklarının yere değmediği günler oldu mu hiç? Benim oldu. Aldığım her nefes benim için daha anlamlıydı çünkü. O zaman bilemezdim tabi işlerin istediğim gibi gitmeyeceğini. 1 haftalık güzel bir rüya yerini kabuslara bırakalı tam 5 gün oldu.

Heyecanım gün geçtikçe daha da artarken bir sürü hamilelik programı indirdim telefonuma. Hiç üşenmeyip en beğendiğim hamilelik günlüğünü sipariş ettim yurt dışından. Linens'in üstünde ''Anne'' ve ''Baba'' yazan tasarım minderinden aldım. Biliyorum belki çok erken diye geçireceksiniz içinizden. Ama her ayrıntının mükemmel olmasını istedim 4 haftalık susam büyüklüğündeki mucizem için.

Hamileliğimin 5. haftasının başında doktor kontrolüne giderken çok tedirgindim. İlk defa görecektik küçük mucizemizi. Ama durum pek beklediğimiz gibi gitmedi. Doktorum bebeği ve hamilelik kesesini ultrasonda göremeyince dış gebelikten şüphelendi önce. Hemen Beta HCG testi isteyip her şeyin yolunda olup olmadığına bakalım dedi.

İki saatlik gergin bir bekleyişin ardından sonuçları aldık. Doktor değerlerimin normal olmadığını, bunun sağlıksız bir gebelik olduğunu ve düşükle sonuçlanacağını söyledi.

O an yerin ayaklarımın altından kayıp gittiğini hissettim. Göz yaşlarım akmaya başladı hemen. Kendimce güçlü olan karakterim, daha önce hiç bilmediğim bir duygu yüzünden yerle bir olmuştu.

Peki neydi bu duygu?
Annelik desen değildi.
Sahi, ne zaman başlardı annelik?
Benimki başlamadan bitmişti..

O günleri atlatmanın eşiğindeyken yazdığım bu yazıyı şimdi hayata kaldığı yerden devam edebilmenin verdiği güçle paylaşmak istiyorum.

@mrsgoksin

Kış mevsimi kapımızı çalarken, soğuklar etrafımızı sararken sıcacık kış kombinleriyle içinizi ısıtmaya ne dersiniz? 😊

Biz bayanlar, mevsimin hava şartları ne olursa olsun şık görünmek için hem sıcak hem de soğuk havalardan kendimizi koruyacak tasarım ve kombinleri kullanmaya her zaman özen gösteririz.

Eğer siz de mağazalarda gördüğünüz bir sürü çeşit kıyafetin arasında kaybolup kendi tarzınızı bulabiliyorsanız ve modadan da azıcık anlıyorsanız o zaman bu mevsimin tadını çıkarmaya hemen başlayabilirsiniz. 🙈


Kış kombinlerinde en sevdiğim giysilerin başında hem rahat hem de sıcacık tutan rengarenk kazaklar geliyor. 


Kot pantlon ya da kadife pantlonla harika bir uyum yakalayabileceğiniz gibi altına giydiğiniz ayakkabıyla hem spor hem de klasik bir görünüm elde etmek çok kolay olacaktır.



Kış mevsiminin vazgeçilmez aksesuarlarından olan bereler ve şapkalar, montlarınızın üstüne rahatlıkla kombine edeceğiniz şallar ve atkılar da herkesin dolabında bulunması gereken, kış mevsiminin olmazsa olmazları arasındadır.


Sokaklarda rengarenk kaban ve montların da görünmeye başlandığı kış mevsiminde aklınıza gelebilecek bir sürü çeşit ve seçeneği değerlendirerek siz de dışarıda kendi tarzınızı yansıtabilirsiniz.



Kış mevsimi denilince akla gelen, elbiseleri ya da kıyafetleri tamamlayan, ayaklarımızı sıcacık tutan botlar ve çizmeleri de unutmamak lazım tabi. 👢


Sevgiler,
@mrsgoksin

Merhaba tatlı severler,

Bu gün yapımı çok pratik ve malzemeleri de kolaylıkla bulunan bir tatlı yapacağız hep birlikte.

Ani tatlı krizlerine ve davetsiz gelen misafirlere hazırlıklı olmak lazım değil mi?

Malzemeler:

Kedi dili bisküvi (Bim'den temin edebilirsiniz.)
Kakaolu puding
1 kutu süt

Üstüne Koymak İçin:
Fındık
Nar (İsteğe göre farklı meyveler de tercih edilebilir)

Yapılışı:

Kedi dili bisküvilerimizi tatlıyı yapacağımız tek yiyimlik bir kaba, etrafını saracak şekilde diziyoruz. (Ben geniş bardaklar kullandım)

Pudingi hazırlıyoruz ve bisküvileri dizdiğimiz bardağın üzerine döküyoruz. (Bisküvilerin üstü kapanacak şekilde)

Biraz soğumasını bekleyip sonra buz dolabına atıyoruz.

O esnada fındıkları ayıklayıp küçük parçalar haline getiriyoruz.

Bir avuç kadar nar tanesini de küçük bir kaba alıyoruz.

Servis yaparken tatlının üzerine önce fındıkları sonra da narları döküyoruz.

İşte bu kadar.

Deneyenlere şimdiden afiyet olsun :)

Başka bir tarifte görüşmek üzere, hoşça kalın!

Sevgiler,
@mrsgoksin

Kahve falının Osmanlılar'dan günümüze kadar geldiğini biliyor muydunuz?

Eski zamanlarda Harem'deki bayanlar birbirleri hakkındaki iyi ve kötü düşüncelerini, kahve falına bakarak dışa vururlarmış.

Bazıları da gizli bir olayı anlatmak ya da dedikodu yapmak için böyle bir yöntem geliştirmiştir.

O zamanlarda yapılan bu konuşmalar zamanla telvenin oluşturduğu şekillere göre yorumlanmaya başlanmış ve kahve falı günümüze kadar gelmiş.

Tabi biz kahve falına eğlenme amacıyla bakanlardanız. 🙈

Hem falsız kahve mi olurmuş? 😉😁

Sevgiler,
@mrsgoksin
Merhaba ☺
         
Online alışveriş severlere güzel bir haberim var. 🙊

Zara Home mağazasını bilmeyen yoktur sanırım.☝

Farklı ve kaliteli ürünleriyle gönlümde yer eden en sevdiğim mağazalardan olur kendisi. 😉

Geçen gün internet sayfasından ürünlerini incelerken güzel bir bildirim çekti dikkatimi. 👀

Zara Home mağazası 13 Ekim'den itibaren online alışverişe açılacakmış. 🙆

Ben şimdiden alışveriş için sabırsızlanmaya başladım. Peki ya siz? 💳              

Siz de benim gibi internetten alışveriş yapmayı sever misiniz? Yoksa görmeden, dokunmadan almam diyenlerden misiniz?

Sevgiler,
@mrsgoksin

Friends, 1994-2004 yılları arasında yayınlanan ve aynı yaş grubundaki 6 arkadaşın hayatlarını esprili bir şekilde konu alan bir komedi dizisidir.

Komedi tarzındaki dizileri pek sevmediğim, izlesem de genelde beni güldürmeyi başaramadıkları için hepsine önyargıyla yaklaşırdım hep.🙊 Ta ki Friends'i izleyene kadar.☺

Sonunu getirdiğim, getirebildiğim ilk ve tek komedi dizisi olur kendisi. 🙈Keşke bitmese dediğim, dönüp dönüp aynı sahneleri izleyip tekrar tekrar güldüğüm tek komedi dizisi belkide.😊

İlerde fikrim değişir mi bilmiyorum ama Friends gibi beni etkileyip güldürebilecek bir komedi dizisiyle karşılaşabileceğime pek ihtimal vermiyorum şimdilik.😕

Son bölümü izlerken içime çöken hüznü nasıl tarif etsem bilmiyorum. Joey’nin çocuksu tavırlarını, Chandler’ın tuhaf mı tuhaf espri anlayışını, Ross’un dinazorlara olan aşırı merakını, Monica’nın hırslandığı zaman değişen ses tonu ve hareketlerini, Rachel’ın her ortamda dikkati üstüne çeken yeteneği, bu dünyadan değilmiş gibi tepkiler veren Phoebe'yi şimdiden özledim sanırım.🙈



Sevgiler,
@mrsgoksin


Merhabaa :) 
Çekiliş sonucunu açıklamak için bayramın bitmesini bekleyemedim.🙈

Kazanan kişiye güzel bir bayram hediyesi olur diye düşündüm. 🎁

23 kişinin katıldığı Mrsgoksin blogun 2.yıl çekilişinin kazananı... 👣 



7 numara 👉 Dağınık Anne
Umarım videoyu düzgün yükleyebilmişimdir 🙈

Kazanan kişinin ad-soyad, telefon ve adres bilgileriyle beraber seçtiği 2 tabağın görselini en geç Eylül'ün 18'ine kadar elif_ayguler@hotmail.com adresine mail atarak ulaştırması gerekiyor. ✉

Bilgilerin bana ulaşmaması durumunda çekiliş yeniden yapılacaktır.

İyi bayramlar..
@mrsgoksin

Evlilik zamanı ev eşyalarımı alırken hep sade şeyleri tercih etmiştim. Zaman geçer de zevklerim değişirse büyük eşyaların rengini değiştirmek hem çok zor hem de uğraştırıcı olur diye düşünürdüm hep. Fakat aksesuarları renkli alırsam hem evi daha canlı gösterir hem de ilerde sıkılırsam renklerini kolaylıkla değiştirebilirdim.💪 Renkli minderler, sehpalar, abajur ya da renkli çerçeveler daha bir şirin gözükürdü zaten hep gözüme.

Mutfak eşyalarımı alırken de çoğu yeni gelinin yaptığı hataya düşüp her şeyi takım şeklinde almadım. Misafir takımım vardı zaten, gündelik eşyalarımı da iki kişilik alıp moduma göre farklı farklı kullanmaya karar verdim. İyi ki de öyle yapmışım.☺ Mutfakta vakit geçirmeyi çok seviyorum. Yemek yaparken eğleniyorum, sofralarım rengarenk ve daha güzel. Severek hazırladığım  kahve sunumlarım da öyle..🎈

Geçen gün Esse mağazasında gezerken uzun zamandır aradığım renkli şeker maşalarından buldum. İzmir Forbes mağazasında satıştayken sonra alırım diye ertelediğim sonra bir çok kişide görünce herkeste var diye almaktan vazgeçtiğim ama her gördüğümde keşke alsaydım diye içimden geçirdiğim en sonunda almaya karar verince de bulamadığım o şirin maşalar..

Renkleri o kadar canlı ve güzel ki kendime engel olamayıp her renginden bir tane aldım. 🙈

Bazen çaya şeker atmak için bazen de kahvenin yanında ikram ettiğim bonibonları ya da lokumu almak için en çok da renklerinden hoşlanıp gözüme hoş görünen yerlerde kullanmak için aldım sanırım. 🙊

Hayatın böyle küçük tesadüflerle bize bir şeyler öğretmesi ne ilginç değil mi? ❣

Önümüzdeyken göremediğimiz ya da kıymet vermediğimiz şeylerin değerini olmadığı zamanlarda anlayabiliyoruz. Bu bazen bir eşya da olabilir bir kişi de..

Yaşadığımız her anın değerini bileceğimiz güzel günlere..















Sevgiler,
@mrsgoksin


Aramızda küçükken koleksiyon yapmayan kimse yoktur sanırım.☺

Benim en sevdiğim koleksiyonum peçetelerimdi.🙊

Misafirlik için gittiğimiz her eve kimsede olmayan peçeteler vardır diye heveslenerek giderdim hep.

Bir de biriktirdiğim peçeteleri içine düzgün bir şekilde yerleştirdiğim renkli, şirin bir kutum vardı.

Bulduğum her peçete, kazanılmış bir ödül gibiydi benim için.

Yatağımın altına sakladığım o gizli kutuyu çıkarır diğerlerinin yanına yerleştirirdim yeni peçetemi. Sonra da kutuyu hemen yerine kaldırırdım.

Üstünden yıllar geçti ama ben hâlâ o peçete merakımı bir köşeye atamıyorum.🙈

Peçete koleksiyonu yaptığım günler çok eskilerde kalsa da sanırım izleri hala etkisini sürdürmekte.😊

Geçen gün internette gezinirken dikkatimi çeken ve beni geçmişe sürükleyen bu peçeteleri eminim çoğunuz görmüştür.

Görmeyenler, görüp de incelemek isteyenler için işte bir kaç fotoğraf.







Sofralarınızı ve sunumlarınızı güzelleştirecek bu peçeteleri almak isteyenler, Treso Tasarım sayfasına mutlaka uğramalı.

Sevgiler,
@mrsgoksin

Küçük bir teşekkür yazısı ile başlamak istiyorum blogumun 2. yılına...

Geçtiğimiz 2 sene boyunca yazılarımı okuduğunuz, paylaştığınız ve yorumlarınız için hepinize çok teşekkür ederim. 🙆

Bu 2 yıllık süreçte birbirinden iyi, güzel kalpli insanlar tanıdım ve böyle güzel kalpli dostlar tanıdıkça blogum benim için daha güzel bir anlam kazandı.😊

Bu yüzden 2.yılımı güzel bir çekilişle kutlamak istiyorum. 🎈

Katılmak isteyenlerin beni Gfc'den takibe almaları zorunludur. 

Katılanların yorum kısmına katıldıklarını belirtmeleri gerekmektedir.

Çekiliş 10 Eylül'de (doğum günümde) sonlandırılacaktır. 

Katılan herkese bir sıra numarası verilecektir ve çekiliş sonucu random.org adresinden belirlenip en kısa sürede açıklanacaktır. (Bayramdan sonra)

Gelelim ödülümüze :)

Kazanan kişiye secdusshop.com adresinden beğendiği 2 tane tasarım tabak hediye edilecektir. 
(Kargo ücreti bana ait)

Katılımlarınızı heyecanla bekliyor olacağım. 👣

Çekilişin daha çok kişiye ulaşabilmesi için katılan kişiler yayını paylaşarak bana destek olabilirse çok mutlu olurum☺

Katılan herkese bol şans dilerim 🙆

Sevgiler.. 🙋
@mrsgoksin

Birleşik Krallığın başkenti olan Londra; alışveriş, sanat, edebiyat, mimari, tarih ve aklınıza gelebilecek bütün kavramları içinde bulunduran bir şehir. Her köşesinde tarihten kalan bir imza, her caddesinde alışveriş bulunan bu kentin efsane yemekleri de unutulmamalı. Yakın zamanda bir Londra tatili planlıyor ve bir Londra Uçak Bileti ve Şehir Rehberi ihtiyacınız varsa, bu yazımız sizin için şehrin anahtarı olacak…

Londra’da Konaklama;

Londra’da konaklama için oldukça fazla seçenek bulunmakta. Her bütçeye uygun fiyatları bulunan Londra otellerinde konaklamak için yapmanız gereken tek şey güzel bir araştırma. Genellikle şehrin, Mayfair, Bayswater, Marylebone gibi bölgelerinde bulunan ;  ‘’Millennium Hotel’’, ‘’Mayfair The Montcalm’’, ‘’Marylebone Blakemore Hyde Park’’, ‘’Bayswater Ham Yard Hotel’’, ‘’Soho Park Grand London’’, ‘’Earls Court Station’’ otelleri başlıca konaklama noktalarıdır.

Londra’da Gezilecek Yerler;

Bir kültür dünyası olan Londra’da gezilecek onlarca yer var. Ama bunların başında tabi ki de Buckingham Sarayı gelmektedir. Mükemmel manzarasıyla The London Eye ve Thames Nehri’ne komşu olan Tower of London, Londra’da görülmeden gelinmemesi gereken yerlerin başında gelmekte. Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Westminister Abbey ve tarihin zenginliklerini içinde barındıran British Museum’da mutlaka görülmeye değer mekânlar.

Londra’da Yeme İçme Noktaları;

Dünyanın pek çok coğrafyasından insanlarla ve pek çok kültürle bir arada olan Londra’da yemek kültürü de bir o kadar geniş. Şehrin dört bir yanında sizleri bekleyen güzel mekanlar ve kafeler kesinlikle görülmeden gelinmemeli. Ortalamanın biraz üstünde de olsa bu lezzetleri tatmaya değer. Soho’daki kaldırım kafelerde atıştırmalıklar yiyebilir, beş çayınızı bu kafelerde yapabilirsiniz. Nobu London, özel günlerinizde şık bir akşam yemeğini sizlere sunuyor.

Londra’da Alışveriş Keyfi; 

Alışverişin cenneti olan Londra’da alışveriş mekanlarından en bilineni tabi ki de Oxford Street. Dünyaca ünlü markların 2-3 katlı mağazaları ve bu markaların özel ürünleri sizi burada beklemekte. Moda tasarımcıları, sergiler ve defileler de sizleri burada beklemekte. Ayrıca Londra’ya ait hediyelik eşyalar ve pek çok dükkanı da burada bulabilirsiniz.

Londra’da Şehir İçi Ulaşım; 

Şehrin her yerine ulaşabileceğiniz en kolay ulaşım yolu olan Londra Metrosu bulunmakta. Ayrıca şehir merkezinden uzak bölgelere ulaşım da otobüsler ile mevcut durumda.

Siz de alışveriş cennetini, kültür şehrini, mimari yapıları efsane lezzetleri yaşamak istiyorsanız, Londra da unutamayacağınız bir tatil sizleri bekliyor. Hemen siz de Atlas Global ile erken rezervasyon yapın, hem fırsatlardan yararlanın hem de uygun fiyatlı uçak bileti almanın keyfini çıkarın. Sonbahar dönemi uçuş takvimi, Eylül ayı 96$, Ekim ve Kasım ayları ise 66$’dan başlayan fiyatları ile sizleri bekliyor.


Bu gün size hayallerimin mimarisi olan bungalov evlerden ve bu evlerin bulunduğu Cansu Bungalov Otel ve Alabalık Tesislerinden bahsetmek istiyorum.

Bungalov evlere karşı hep bir merakım, ilgim vardı. National Geo'da hep ormanın en güzel köşesine yapılan ahşap evleri ve bu evlerin sahibi olan ailelerin hevesle evlerini dekore ettirmesini izler dururdum. 💻

Öyle bir eve sahip olabilmek bizim çok çok üstümüzde belki ama günübirlik ya da bir kaç gün kalabileceğimiz ağaçtan yapılma evler nerelerde olur diye bir araştırma peşine düştüm hemen. ☺

Bazı şeyleri ilgi alanımıza girmeyinceye kadar farkedemiyormuşuz bunu öğrendim. Öyle ki aradığım kriterlere uygun bir çok yerin yakın çevremizde mevcut olduğunu gördüm. Vakit kaybetmeden bize en uygun olan yeri seçip hayallerime kavuşacağım o günü bekledim. 💭

Yemyeşil bir ormanın içinde, kuş seslerinin eksik olmadığı, üçgen şeklinde Bungalov evleriyle ünlü, ister günübirlik ister bir kaç gün kalıp dinlenebileceğiniz, ailenizle birlikte huzurlu ve sakin günler geçirebileceğiniz Maşukiye, Kartepe'nin eteklerinde sizleri bekliyor. 🐦🐤

Biz de bu yaz Maşukiye'nin çağırısına kulak verip doğanın kucağında harika diyebileceğimiz bir kaç gün geçirdik. 🌴🌳

Neler mi yaptık?

Öncelikle şunu belirtmeliyim Maşukiye sadece ailelere hizmet veren bir yer. Yani öyle her elini kolunu sallayanın girebileceği ya da konaklayabileceği bir yer değil.

Ormanın içinde evet ama etrafı çitlerle çevrili ve girişinde bekleyen görevlileri de güvenliğe çok önem veriyorlar.

Bungalov evlerin hepsi yarım ay şeklinde yerleştirilmiş olup orta kısımlarındaki küçük havuza bakıyor.


Her evin önünde hamak, masa ve sandalyeler var.

Odaların içi resimlerden anlaşılacağı gibi çok büyük değil ama içinde ihtiyacınız olan çoğu şey mevcut.


Bungalov evimize yerleştikten sonra küçük bir yürüyüş yapalım dedik.👣

Alabalık restoranın arka tarafında kocaman kütüklere sabitlenmiş büyük bir salıncak gördük. 👀


Kesinlikle çocuklar için değildi bu salıncak. Büyüyüp içindeki çocuğu kaybetmeyenler içindi.🙅

Sallanırken o kadar yükseğe çıkabildiğinize şaşırıyorsunuz. Sanki biraz daha hızlı sallanınca bulutlara yetişmek mümkünmüş gibi.. ⛅

O an salıncağın yan tarafında duran bir oyun konsolu çekti dikkatimizi. Biraz hırpalanmıştı tabi ama yine de çalışıyordu. 🎰



Hava kararmaya başlayınca balık kokuları sardı etrafımızı. Akşam yemeği vakti gelmişti.



Yemek faslı çok keyifli geçti. Alabalıklar tesisin içinde bulunan havuzlarda yetiştirildiği için taze ve lezzetliydi. Alabalıktan sonra en çok beğendiğim şey de kaşarlı mantar oldu. Eve gider gitmez mutlaka deneyeceğim. 🍛🐟

O akşamı çayımıza eşlik eden çekirdeğimiz ve gökyüzündeki yıldızlarla birlikte geçirdik. Uzun zamandır bu kadar yıldızı bir arada görmemiştik. 🌠

Sabah erken kalkıp doğanın sesini dinledim uzun uzun. Sonra hamakta sallanarak kahvaltı vaktinin gelmesini bekledim.😏🎧

Hamağımın ucuna oturan tatlı bir Pokemona da kayıtsız kalamadım tabi. 🙈


Uzaktan gelen tabak çanak sesleri dikkatimi çekti hemen. Kahvaltı vakit gelmişti.🍴

Temiz havada kahvaltı gibisi yok gerçekten. İlk defa bir kahvaltıyı bu kadar uzun sürede bitirdik diyebilirim. Tabi bitince bile kalkmak istemiyorsunuz o ayrı 🍞🍳🍟



Kahvaltıdan sonra biraz yürüyüş yapıp yediklerimizi eritelim dedik.👣

Bir süre sonra küçük bir kalabalık çekti dikkatimizi.

Yaklaşınca oranın minik bir at çiftliği olduğunu gördük. Atlara binmek için sıraya giren kişilerin heyecanı yüzlerinden okunuyordu. 🏇

Çiftliğin üst kısmından geçen iki uzun halata takıldı gözümüz. Karadeniz'den tanıdık gelmişti hemen. Zipline için kurulmuş halatlar olduğunu fark etmemiz uzun sürmedi.

Orada saatin hızına ayak uyduramadık hiç. Zamanın bu kadar çabuk geçmesi hiç adil değildi.
Gitme vakti gelip çatmıştı ve bizim için yeni yerler, yeni şehirler keşfetme vakti gelmişti.⏰

Ama sanırım Maşukiye'nin yeri kolay kolay dolmayacaktı.

@mrsgoksin

''Tanrı, insanların daha uzun ömürlü olmaları için Bozcaada'yı yaratmış.'' demiş Heredot.
Gerçekten de öyle sanırım. 👏

Vapurda heyecanla inmeyi beklediğim o anı düşünüyorum da şimdi..

Denizden yüzümüze vuran temiz havayı soluksuz çektik içimize ve vapurun hafif bir ritmle adaya yanaşmasını izledik. 🚢

O kadar güzel, o kadar hayat dolu bir yer görmedim sanırım hayatım boyunca. 🙊

Rengarenk, şirin sokaklarıyla bizi karşılayan Bozcaada, sanki güzel bir masalın kapılarını açmıştı önümüze.🎈



Kalacağımız yere, Amaranda ada evine ulaşınca Mustafa beyin eşliğinde morun en güzel tonuna boyanmış o büyülü kapıyı aralayıp içeri girdik. 💜



Rengarenk sandalyeler ve mini mini masalarla dolu küçük bir avluya açılıyordu kapı. 🏡


Bir süre hayranlıkla izlemiş olabilirim bu büyülü evi öyle ki Mustafa bey'in bize ikram ettiği filtresiz sütlü kahvenin kokusuyla kendime geldim. ☕



Adadan bahsetti bize Mustafa bey. Nerelere gidilir, neler yapılır? Aslında aklımda o kadar çok yer vardı ki gezilecek. Bir kaç güne nasıl sığdıracağız diye düşündüm durdum. 😕

O halde kaybedecek vakit yoktu. Valizleri odaya bırakıp Bozcaadayı keşfetmeye başlamalıydık. 👣👣








Fotoğraf çekilecek o kadar çok yeri var ki adanın, dakikada minimum 10 fotoğraf çekebiliyorsunuz. Duvarlarında Cemil Onay'ın çizdiği harika resimler ve her renkli ev, önüne kendinizi atıp fotoğraflama isteği uyandırıyor. 🙈📷




























Şehir telaşından uzak, ruhunuzu dinlendirebileceğiniz huzur kokan sokaklarında vaktin nasıl geçtiğini hiç anlamıyor insan. ⏳

Güzel Rum mahallesinin her caddesini karış karış gezdikten sonra gün batımını izlemek için Polente deniz fenerinin yolunu tuttuk. 🌅

Sandalyelerimizi rüzgar güllerinin baktığı sahile kurduk ve adeta bir film izler gibi heyecanla güneşin batışını bekledik. Sadece biz yoktuk tabi orada. Bizim gibi bu güzel an'a tanıklık etmek isteyen herkes kendine uygun bir köşe kapmıştı bile. ☺


Hava yavaş yavaş kararmaya başladığında gitme vaktinin geldiğini anladık ve akşam yemeği için yer ayırttığımız Bade-i Aşk restoranına doğru yola koyulduk.



























Eski zaman müziklerine karışan balık kokuları sardı birden dört bir yanımızı. Balıklar leziz, müzikler bir harikaydı. 🐠🎶

Günün bu kadar çabuk bitmesi bizi biraz hüzünlendirse de, yeni gelen gün için sabırsızlanmaya başlamıştık bile. 🙆

Sabah kilise çanlarının sesine uyandım. Perdeyi aralayıp bir kaç dakika boyunca güzel Bozcaadayı izledim. Sokaklar bomboş ve sessizdi.

Kahvaltı için hazırlanmaya başladık. Temiz havadan mıdır nedir deli gibi acıkmıştık. 🍳

Özlem hanım ve tatlı kızları İpek'in güzel sohpeti eşliğinde harika bir kahvaltı yaptık.🍴



Evim diyebileceğim bir yer oldu benim için Amaranda. O kadar samimi ve tatlı bir ailenin misafiri olmak bir ayrıcalıktı bizim için.

Kahvaltıda reçellerin bolluğu dikkatimizi çekiverdi hemen. Özlem hanım teker teker reçelleri tanıtmaya başladı bize. Şirin Bozcaada reçel dünyasıymış meğer. Her çeşit reçeli bulmak mümkünmüş bu küçük adada.🍯

Kahvaltı faslı bitince küçük bir yürüyüş yapıp Bozcaada kalesini görmeye gittik. Marina ve sahil tarafına geçip tatlı bir rüzgar eşliğinde manzaranın tadını çıkardık.











Akşama doğru Amaranda'dan ayrılıp 2. durağımız olan Ada Camping'in yolunu tuttuk.

Çadır kurmayı, çadır hayatını küçüklüğümden beri çok severim. Doğa ile iç içe ve kesinlikle daha eğlenceli. ⛺🌴

Çadır kurma telaşımız bitince hemen Ayazma plajına attık kendimizi ve buz gibi suyuna karıştık Bozcaada'nın. 💦

Akşam vakti Çiçek Pastanesinin o güzel mavi dondurmasını tattık. Adı Blue Sky. Ama sanırım katkı maddesi var içinde. Aşırı tatlıydı çünkü.🍦

Marinada biraz gezdikten sonra gün batımını yeniden görmek için Polente Fenerine doğru yola koyulduk.👣👣


O gece bayağı bi serindi hava. Çadır uçar diye korktum hatta bi ara. 🍃

Vapurumuz sabah 9'daydı  ve sabah erken kalkmalıydık. 💤

Kahvaltı için pek vaktimiz olmadığından vapurda atıştırmak  için Veli Dede Fırınından damla sakızlı kurabiye aldık ve iskeleye doğru yola koyulduk. 🍪

Deniz her zamanki gibi enfesti.. 🙌

@mrsgoksin