Her tatile çıkışımızda bir ayağımız mutlaka Karadeniz’e değmeli diye düşünüp bu sefer de Karadeniz’i batıdan keşfetmeye karar vermiştik.

Hep yol üstü geçip gittiğimiz ve hiç gezecek fırsat bulamadığımız Batı Karadeniz’in küçük ama sevimli ili Bolu, milli parkları ve harika doğasıyla bizi kendisine hayran bırakmayı başardı.😊

Yeşilin bin bir tonuyla dönen başımız, doğanın o harika melodisiyle birleşince Gölcük’ten, Abant’a ordan da Yedigöller’e kadar uzanan tatlı bir yolculuğa doğru bırakıverdik kendimizi...🛣

Bir çok bitki çeşidini içinde bulunduran, Türkiye’nin belki de en zengin bitki örtüsünü bizim gibi ziyaretçilerine sunan bu harika yerlerden ilk durağımız Gölcük Tabiat Parkı’ydı.🍀🍃🌳

Gölcük Tabiat Parkı

El değmemiş doğası, gölün rengi, nilüferlerin üstünde gezinip şarkı söyleyen kurbağaları 🐸 mis gibi havasıyla Gölcük, gerçekten nefes kesiciydi.🍃

Gölün etrafında tam tur dönebilmemiz için yapılan patika yol çok güzel düşünülmüş bence. Doğa ile iç içe olmak, temiz havayı doyasıya solumak hele ki sevdiklerin yanındaysa işte o zaman daha da güzel bir anlam kazanıyor her şey.♥️


Yürüyüş yaparken en çok dikkatimi çeken şey gölün karşı kıyısında görünen evin kime ait olduğuydu. Burayı gezip gören herkese ‘Bu evde ben otursaydım keşke’ dedirten bu ev, şimdiye kadar gördüğüm en güzel manzaraya sahip ev diyebilirim.🏡


Başta otel ya da pansiyon tarzı bir yer diye düşündüm. Hatta orda bi gece konaklayıp sabah o manzaraya karşı uyandığımı hayal ettim. Tabi hayaller, hayatlar diye bir gerçek var ki hiç sormayın. 🤦🏻‍♀️ Sonradan öğrendim oranın Orman Bakanlığı’nın misafirhanesi olduğunu.😞
Neyse, hayali bile güzeldi bence.😊


Doğayla iç içe olmak, farklı yerler görmek bizim olduğu kadar ailemizin yeni üyesinin de pek hoşuna gitti. İlgiyle etrafa bakınan, minik gözlerini kocaman açıp gördüklerini anlamlandırmaya çalışan minik Furkiş’in de keyfi gayet yerindeydi. 👶🏻


Yürüyüşümüzü yarım saatte tamamlayıp heyecanla sıradaki rotamıza doğru yola çıktık.

Nereye mi?

O da bir sonraki yazıya.

Sevgiler!
@mrsgoksin

Gözlerinizi kapatın ve ters bir evde olduğunuzu düşünün.

Çatısı yerde, kapısı yukarıda...

Evin tavanında aşağı düşme korkusu olmadan yürüyebildiğinizi hayal edin.

Şimdi gözlerinizi açın.

Hayaliniz gerçek oldu.😃


Türkiye’de ilk olarak Antalya’ya daha sonra da Ankara’ya kurulan Tepetaklak Ev, bizim gibi ilginç yerler gezmeyi ve fotoğraf çekmeyi seven kişiler için tasarlanmış, yaratıcı ve eğlenceli bir mekan.

Bir süredir gezilecek yerler listemin üst sıralarında olan Tepetaklak Ev, kısa bir sürede büyük-küçük herkesin ilgisini çekmiş durumda.


120 metrekarelik bu evde,  çocuk odası, oturma odası, mutfak, banyo, yatak odası gibi çeşitli odalar mevcut.

Eve giriş ücreti: kişi başı 15 tl
0-6 yaş da ücretsiz.

Evin içine girdiğimizde ilk başta nasıl fotoğraf çekmemiz gerektiğini pek anlayamasak da görevlilerin yardımıyla kısa zamanda yaratıcı kareler yakalamayı başardık. 😉




Tepetaklak evin de içinde bulunduğu Neşeli Köy, çeşitli hayvanları ve yeşil alanlarıyla avmlere tıkılmayı sevmeyen, temiz havada ailecek vakit geçirmek isteyenler için de güzel bir yer. Köyün içinde farklı objeleri kullanarak fotoğraf çekmelik güzel alanlar da mevcut.




Tepetaklak evi gezdikten sonra da çay bahçesinde oturup sessizliğin tadını çıkarırken çayınızı yudumlamanızı şiddetle tavsiye ederim. 👌🏻

Not: Neşeli Köy’e gelmeden önce köyün sosyal medya hesabına bakıp nasıl yaratıcı fotoğraflar çekebileceğinizi görebilirsiniz.

Biz panoramik çekim modunda telefonu yan tutarak çekim yaptık. Size de önerebilirim. Tabi fotoğrafları çektikten sonra ters çevirmeyi sakın unutmayın.😉


Sevgiler!
@mrsgoksin